Kekemelik

Kekemelik
Kekemelik nedir? 
Konuşmadaki akıcılığın bozulması, bunlara verilen psikolojik (Konuşmaktan çekinme, konuşurken hata yapmaktan korkma) ve motor reaksiyonlarla (Vücudun çeşitli yerlerinde oluşan tikler), konuşmadaki uzatmalar, tekrarlar ve duraklamalarla kendini gösterir.
Bunlar genellikle :
Hece-ses uzatma (d-d-d-dur), 
Kısa kelime tekrarı (al-al-al), 
Ses uzatma ( Ssssssssivas ), 
Durma Bloklamalar (an-ladım),şeklinde olabilir. 
Akıcı konuşması bozulan kekeme iki şekilde tepki gösterir.
  1. Psikolojik Tepkiler: Konuşmaktan kaçınma, konuşmaya başlangıçta ya da devam ederken yoğun stres ve anksiyete duyma 
  2. Motor Tepkiler:Vücudun çeşitli bölgelerinde meydana gelen tiklerdir. (baş, boyun, çene,ağız,göz tikleri) 
Türkiye'de kekemeliğin görülme sıklığı erken dönem % 4 iken, kekemelikte genel sıklık % 1 dir.
Kekemeliğin nedenleri hakkında bir çok görüş öne sürülmüştür. Bu değişik görüşleri 5 ana başlık altında toplayabiliriz.
  • Kekemeliği öğrenilmiş bir davranış olarak kabul edenler: Bunlara göre kekemelerle kekeme olmayanlar arasında küme olarak kalıtım, fizik gelişim, sağlık gelişimi, zeka ya da kekemeliğe neden olabilecek tek etken yönünden hiç bir ayrıcalık yoktur. Kekemelik öğrenilen bir davranıştır.
  • kekemeliği perseverasyon belirtisi olarak açıklamaya çalışanlar: Bunlar breyin direnmeye neden olan durumun etkisi altındayken konuşmaya zorlanır ya da kişi kendisini konuşmak zorunda hissederse direnme etkisi onun konuşmasını etkiler. Bu direnme ve tepki tonuşmada tutulma, yineleme ya da uzatma biçiminde ortaya çıkar.
  • Kekemeliği yapısal olarak ele alanlar: Kekemeliği, sedensel, edelojik ya da nörolojik bir nedene bağlamaya çalışırlar, bu görüşte olanlara göre, kekeme olan bireyler aslında kekemeliğe uygun, yatkındırlar. Eğer çevre koşulları kekemeliği önleyecek durumdaysa çocuk kekeme olmadan dvnemi geçirir. Fakat çevre koşulları çocuğun bünyesi ile bağdaşırsa kekemelik gelişir. Kısaca, bu görüşte olanlara göre fiziki yapı kekemeliğe ortam hazırlar.
  • Kekemeliği bir kişilik bozukluğu olduğu görüşünde olanlar: Bunlar çoğunlukla ruh bilinci ve ruhsal sağaltımcılardır. Oonlara göre kekemelik bir kişilik bozukluğunun belirtisidir. Kekemelik benlik ve ruh çatışmasıdır.
  • Kekemeliğin tek bir nedene bağlı olmadığı görüşünde olanlar: Ripere göre kekeme çocuklar, duygusal çatışmaları olan bir geçmişe, konuşmada olağan sayılabilecek tutukluğu kekemelik diye tanımlayan, damgalayan bir aileye, kendilerini kekemeliğe kadar götürebilecek uygun bir bünyeye, konuşmalarının akıcılığını engelleyen bir çevreye ve sınırlı hoşgörüye sahiptirler.
Kekemelik Evreleri
Primer evre kekemelik: Bu dönem 2-2,5 yaşlarından 6-7 yaşlarına kadar uzanabilmektedir. Kekemelik sürekli olmayıp epizotlar halindedir. Bu dönemde çocuk kekemeliğinin farkında değildir ve genellikle konuşmaktan kaçınmaz ve akıcılıktaki bozulmalara psikolojik tepkiler vermez. Aileye verilen eğitimle bu sorun aşılabilmektedir. Bu dönem akıcılık bozukluğuna; primer kekemelik, normal disfluency, kimi kaynaklarda ise fizyolojik kekemelik denmektedir. 
Sekonder evre kekemelik: 7'li yaşlardan sonra ortaya çıkan ve çocuğun konuşmasındaki bozukluğun farkına varıp psikolojik tepkiler vermeye başladığı dönemdir. Bu dönem kekemeliği tedavi gerektiren bir evredir. 
  • Yaş ilerledikçe çocuk kekemeliğinin farkına varır ve bu şekildeki konuşmaya reaksiyon vermeye başlar. Önceleri eforsuz olan uzatma ve tekrarlar daha hızlı, düzensiz, yoğun ve eforlu olmaya başlar. 
  • Konuşma ritmindeki bozukluğa gösterilen tepki kişiler arası farklılık göstereceğinden ileri yaşlardaki kekemelik arasında büyük farklılıklar görülür. Sekonder evre kekelemelikte kekelenen hece yüzdesi %5 ten büyüktür. Kekemelik, çocuklarda genellikle okul öncesi yaşlarda,konuşmaya başladıktan sonra ortaya çıkan bir uyum ve davranış bozukluğudur.Çocuk ilk aylarda çok güzel konuşurken yaşadığı bir olaydan sonra takılarak konuşmaya,kekelemeye başlar. Kekemelik, eğer herhangi bir organik bozukluğa bağlı değilse, psikolojik kökenlidir. Psikolojik kökenli olmayan kekemelik ve konuşma problemleri bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilemez. 
  • Kekemelik çocuklarda 2-2,5 yaşlarından 12,5-15 yaşlarına kadar ortaya çıkabilen bir uyum ve davranış bozukluğudur.Ergenlik döneminden sonra gençlerin kekeme olma ihtimali azalmaktadır. Genellikle,çocuklarda ve 2-5 yaşları arasında ortaya çıkan kekemeliğin farklı sebepleri vardır.Bu sebepler çok çeşitli olmakla birlikte aşağıdaki gibi özetlenebilir. 
Kekemeliğin Sebepleri
Travmatik yaşantılar ve korkular 
Yangın, deprem,sel gibi afetler 
Hayvandan korkma ( genelde kedi ve köpek) 
Tüp patlaması, bina çökmesi gibi olaylar 
Trafik kazaları 
Ateşli hastalık ve ameliyatlar 
Bir kavgaya tanık olma 
Sesle korkutulma 
Kardeş kıskançlığı 
Kekeme birini taklit etme 
Aile içi sorunlar
Evdeki kavgalar ve huzursuzluklar 
Çocuğa uygulanan şiddet 
Anne-baba arasındaki şiddet 
Kayıp ve ayrılık
Aile fertlerinden birinin ölümü 
Boşanma nedeniyle anne-babadan ayrılma 
Ani seyahatler nedeniyle ayrılık 
Evcil hayvanın ölümü veya hayvandan ayrılma 
Hatalı anne-baba tutumları
Baskıcı, aşırı disiplinli aile tutumları 
Aşırı koruyucu aile tutumları 
Alaycı, aşağılayıcı aile tutumları 
Psikolojik kökenli kekemeliklerin bir kısmı geçicidir, bir kısmı ise ergenlik dönemine kadar devam eder, bir kısmı ise 20 yaşlarından sonra azalır Ancak dönem dönem yeniden ortaya çıkar. Çocukluk döneminden sonra devam eden kekemelikler stres, kaygı ve heyecan nedeniyle zaman zaman artabilir. Çocuklarda da, kekemelik sürekli olmayabilir; kaygı ve heyecanla zaman zaman artabilir, bazen kısa sürelerle de olsa tamamen ortadan kalkabilir.
Çocuklarda görülen psikolojik kökenli kekemelik, çocuğun çevresindeki kişilerin yanlış tutumlarıyla iyice kuvvetlenebilir ve pekişebilir. Anne-baba bu konuda dikkatli davransa bile, çocuğun etkileşimde olduğu diğer aile bireyleri, okul arkadaşları, öğretmenleri ve komşuların yaptığı hatalar nedeniyle çocuğun kekemeliği artabilir veya kekemelik nedeniyle başka sorunlar ortaya çıkabilir. Kekemelik nedeniyle ortaya çıkabilen diğer sorunlardan bir kaçını şöyle ifade edebiliriz;
Özgüven eksikliği 
Başarısızlık kaygısı 
Çeşitli korkular 
Okul başarısızlığı 
İçe dönük olma 
Değersizlik hissi
Depresyon 
Bu nedenle, ailelerin, kekemeliğin kendiliğinden geçmesini beklemeleri doğru değildir. Kekemelik kendisi bir sorun olmanın ötesinde, yeni sorunlara da sebep olabildiği için, anne-babaların en kısa zamanda bir uzmandan yardım almaları gerekir. Aileler gittikleri uzmandan, yalnız kekemeliğin tedavisi için değil, kekeme çocuğa karşı tutumlar ve kekemeliğe bağlı gelişebilecek yeni sorunların önlenmesi için yapılması gerekenlerle ilgili de yardım almalıdırlar.

Kekemelik bir hastalık değildir.Uyum ve davranış bozukluğudur.Kekemelikte genetik yapının etkin olduğunu görmek mümkün. Bir ailede kekeme varsa o ailedeki çocukların kekeme olma ihtimali yüksektir.Genetik yatkınlığın kekemelikte % 60-70 civarında etkin  olduğu tahmin ediliyor.Örneğin;Erzurum,Erzincan gibi şehirlerimizde deprem olma ihtimali yüksektir.Çünkü bu illerimiz depremin fay hattı üzerinde bulunuyorlar.Fay hattı buralardan geçiyor.İşte kekemelerle kan bağı olan kişilerin kekeme olma ihtimali yüksektir.Onların genetik yapısından da kekemeliğin fay hattı geçiyor diyebiliriz.Eğer çocuk çok güzel,huzurlu,mutlu bir ortamda büyürse kekeme olmayabilir.Ama korku,şiddet,baskı,değersizlik hissinin hakim olduğu bir ortamda yaşarsa kekemelik ortaya çıkabilir.Öksüren birini görsek ne deriz? ;Bu adam üşütmüş,grip olmuş,nezle olmuş,soğuk almış deriz. Nasıl ki öksürük bir hastalık değilse grip,nezle,soğuk algınlığı gibi hastalıkların dış belirtisi ise kekemelik de hastalık değil,içimizdeki korkunun,kaygının,güvensizliğin dışa yansıma şeklidir.Tedavi sürecinde kekemenin korku ve kaygılarını yenmesini,onlarla mücadele etme yollarını öğrenmesini sağlamalısınız.Terapistin muhakkak insan psikolojisinden anlayan yani psikoloji eğitimi almış olması gerekiyor.Kekemelik nedir? 

 

27.11.2012