Soğuk Hava ve Sağlığımız

Soğuk Hava ve Sağlığımız

 Soğuk havalar dünyayı nasıl etki altına alıp, yaşamın her alanında kendini hissettiriyorsa sağlığımız üzerinde de bir çok etkiye sahiptir. Yapılan araştırmalar, insanların güneşli havalarda daha neşeli olurken, havaların soğuduğu kış aylarında daha durgun, hüzünlü ve huzursuz olduklarını ortaya çıkarmış. Bu da bize soğuk havaların sadece fizyolojik değil psikolojik birtakım etkilerinin de olduğunu gösteriyor.
Soğuk havaların sağlığımız üzerine etkileri ve bazı püf noktalar hakkında bilmemiz gerekenler...

  • Aşırı soğukların başta yaşlılar ve çocuklar olmak üzere sağlığı olumsuz etkilediği, soğuk havada ağır iş yapmanın kalp krizini tetiklediği açıklandı.
  • Soğuk ve bebekler; Özellikle kış aylarında küçük bebeği olan anne-babaların bebekleri soğuklardan korumak için özel çaba sarf etmeliler. Uzmanlar, soğuk havalarda bebeklerin burun, kulaklar, yanaklar, el ve ayak parmaklarının çok soğumamasına, bebeğiniz uzun süre soğuk havaya maruz kalmamasına dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor.
  • Kar, güneş ışınlarının yüzde 85'ini yansıttığı için yaz güneşi kadar tehlikeli olabilir ve güneş yanığına yol açabiliyor.
  • Kışın soğuk havalarda kalp krizi..Soğuk hava özellikle de sert rüzgar kalp krizini tetikleyebiliyor. Kalp krizinden korunmak için öncelikle soğuk havada fazla kalmamak ve sert rüzgarı arkaya alarak yürümek gerekiyor. Soğuk havalarda bu rahatsızlığı olan kişilerin biraz daha dikkatli olması gerekiyor.
  • Akciğer rahatsızlığı bulunan kişilerde soğuk ve kuru hava, bronşları daraltarak öksürük, hırıltı ve nefes darlığına neden oluyor. Uzmanlar, dışarı çıkması gerekenlerin iyi giyinmesini, ağız ve burnun kapatılmasını öneriyor. Astım ve KOAH gibi akciğer hastalarının, yağmurlu, karlı ve rüzgarlı havalarda sokağa çıkmaması gerekiyor
  • İnsanlar kışın zamanlarının neredeyse tamamına yakınını kapalı mekanlarda geçirdikleri için, bu ortamların havasının kirliliği ve alerjenlerle daha yoğun karşılaşmaları da astım krizlerini tetikleyen önemli bir nedendir. Kışın en çok rahatsızlık yaratan alerjenler ise ev akarları, evcil hayvanlar ve küf mantarlarıdır.
  • Soğuk ve cildimiz; Soğuk kış günlerinde koruma fonksiyonu bozulan cilt daha fazla özen ve bakıma ihtiyaç duyuyor. Havadaki nem oranının azalması ve soğuk iklim şartlarından dolayı, derinin nem ve yağ oranı azalarak cilt kuruluğu başlıyor. Vücudu çevresel faktörlerden koruyan ciltte, yıpranmış ve hasar görmüş en üst katman işlevini yapamadığı için alerjenler ve tahriş edici maddelerden kolaylıkla etkileniyor. Kış mevsiminde el, yüz, ayak ve vücut derisi için özellikle ileri yaşlarda, çocuklarda ve hassas cildi olanlarda uygun bakım yapılması gerekiyor.

Soğuk Hava ve beslenme
Fazla kilolara, şeker, yüksek tansiyon ve kolesterole davetiye çıkarmamak için kışın karbonhidrat içeriği yüksek yağlı gıdalardan kaçınılmalı, bağışıklık sistemini güçlendirecek besinlere önem verilmeli
Günde 3-5 porsiyon sebze tüketilmelidir. Öğle ve akşam yemeklerinde mutlaka sebze yemeği ve salata bulundurulmalıdır. Brüksel lahanası, taze biber, domates, karnabahar, ıspanak, maydanoz, tere, roka C vitamini açısından oldukça zengin tüketilebilecek sebzelerdendir.
Günde 2-3 porsiyon meyve tüketilmelidir. Özellikle portakal, limon, mandalina, greyfurt olarak sıralayabileceğimiz turunçgiller C vitamini açısından zengin, bu mevsimde rahatlıkla bulunabilecek meyvelerdendir.
Kış aylarında metabolizmayı güçlendirmek için antioksidan olarak görev yapan A vitamini, E vitamini yeterli alınmalıdır. Kırmızı et, balık, süt, yumurta, portakal, elma A vitamini bakımından zengin kaynaklardır.
E vitaminini yeterli almak için haftada 2-3 kez kurubaklagil tüketilmeli, yemeklerde sıvı yağ kullanılmalı, yeşil yapraklı sebzeler ihmal edilmemelidir.
Haftada 2-3 kez 4-5 adet fındık, 2-3 kez 2-3 adet ceviz tüketilmelidir. Deniz ürünleri, buğday, susam, badem, yağlı tohumlarda bulunan çinko minerali ile süt, et, mantar, deniz ürünlerinde bulunan selenyum vücut direncini artıran önemli minareler olup yeterince alınmalıdır .
Balığın omega-3 yağ asitleri ile bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artırdığından haftada en az 2-3 kez tüketilmesi gerekiyor.

Yumurta, süt, yoğurt, peynir, et grubu gibi yüksek protein içeren gıdalar günde en az iki öğün tüketilmeli. Zayıflayan vücut direncinin artırılması ve enfeksiyonlara karşı korunması için yoğurt tüketilmesinde fayda vardır.
Havaların soğuk olduğu bu günlerde sağlığımıza gereken itinayı göstememiz, kış bittiğinde onu kötü olarak hatırlamak yerine mevsimin tadını çıkarmamızı sağlayabilir. O nedenl kendinize diğer zamanlardan biraz daha fazla ilgi gösterin.
  KAYNAK www.bualem.com/
 

09.12.2012