Anjiyo Ünitesi

Kalbi besleyen atar damarların ateroskleroz (damar sertliği) gelişmesi sonucu daralması ile oluşan hastalığa koroner arter hastalığı denir. Sigara, hipertansiyon, özelikle göbek çevresinde yağlanma, şeker hastalığı gibi risk faktörlerinin varlığı damar sertliği (endotel disfonksiyonu) oluşumuna neden olur. Zamanında fark edilip gerekli önlemler alınmazsa, damar tıkanıklığı kalp krizine (miyokart enfarktüsü) ve ölümcül ritim bozukluklarına yol açabilir. Koroner arter hastalığı, ülkemizde ve dünyada en önemli ölüm ve iş gücü kaybı nedenidir. Genetik yatkınlık birçok hastalıkta olduğu gibi koroner arter hastalığının gelişiminde de çok önemlidir, ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü olan bireyler özellikle risk altındadır. Düzensiz ve aşırı yağlı beslenme kişilerde kolesterol ve diğer zararlı kan yağlarının yükselmesine yol açar ve damar sertliği gelişimine zemin hazırlar. Stresli yaşam sürenler, spor yapmayanlar ve hareketsiz bir hayat tarzı seçenler koroner arter hastalığı gelişimi açısından risk altındadır.

Hiç belirti vermeden yıllar boyunca ilerleyebileceği gibi, daha önceden olmayan, yeni başlayan çabuk yorulma, eforla gelen ve eforu kısıtlayan göğüs, sırt, kol ağrısı, yeni gelişen eforla alakalı nefes darlığı sık görülen belirtilerdir. Bunun yanı sıra koroner arter hastalığının ilk bulgusu ani gelişen kalp krizi ya da daha şanssız hastalarda ani ölüm olabilir.

Koroner arter hastalığından şüphelenilmesi durumunda hastalığın tanısı için uzman hekimlerce bazı tetkikler istenir. Her hastada mutlak yapılması gereken tetkik elektrokardiyografi (EKG) dir. Bu tetkik kalbin atım düzeni ve geçirilmiş kalp krizinin varlığı hakkında fikir verir. Hastanın şikayeti olduğu anda çekilebilmesi tanısal değerini artırır. Yakınmanın olmadığı dönemde çekilen EKG ise normal olabilir, dolayısıyla normal bir EKG koroner arter hastalığın varlığını ekarte ettirmez. Gerekli durumlarda egzersiz esnasında kanlanma bozukluğu oluşup oluşmadığını değerlendirmek amacıyla eforlu EKG (koşu testi) istenebilir. Miyokart perfüzyon sintigrafisi nükleer tıp yöntemleri kullanılarak kalbin kanlanmasını değerlendiren efor testine göre daha hassas ancak daha pahalı ve radyasyon riski taşıyan bir yöntemdir. Ekokardiyografi (kalp ultrasonu) kalbin kasılması ve kalp kapaklarının durumu konularında ayrıntılı bilgiler verir. Koroner arter hastalığının tanısında altın standart ise hiç kuşkusuz koroner anjiyografidir.

KORONER ANJİOGRAFİ NASIL YAPILIR

Kol ya da bacaktaki büyük atardamarın birine kanül yerleştirilip, kanülün içinden ince uzun bükülebilir kateterler geçirerek kalbi besleyen küçük atardamarların (koroner damarlar) boyalı bir madde verilir. Bu işlem, çekilen filmlerde koroner damarların görüntülenmesine ve hangi bölgelerde ne kadar darlık olduğunun tespit edilmesine yardımcı olur.
Anjiyografi, hastada koroner arter hastalığı bulunup bulunmadığını en kesin gösteren tetkik yöntemidir. Damar sertliği nedeniyle koroner arterlerin hangi bölgesinin ne kadar daraldığı ya da tıkandığı anjiyo ile tespit edilebilir. Anjiyografi sonucuna göre damarda herhangi bir tıkanıklık ya da daralma tespit edilmişse, bunun stentle mi yoksa ameliyatla mı tedavi edilmesi gerektiğine karar verilir.

Kimlere Yapılabilir:

Kalp damar hastalığını düşündüren göğüs ağrısı varlığında, kalp krizi geçirenlerde, risk faktörleri olup damar hastalığı olduğunu düşündüren testlerin sonuçlarının anormal çıkması durumunda, açıklayıcı bir neden yokken kalp yetersizliği veya ciddi ritim bozuklukları gelişen hastalarda koroner anjiyografi tetkiki mutlaka önerilmelidir. Ayrıca kalp damarı dışında kapak hastalığı veya damar genişlemesi gibi başka nedenlerden dolayı kalp veya damar ameliyatı olacak hastalara ve stent veya bypass öyküsü olup yakınması tekrarlayanlara koroner anjiyografi yapılmalıdır. Kalp krizi esnasında acil şartlarda yapılan koroner anjiyografi ve takiben balon/stent gibi damar açma işlemlerinin uygulanması ise hayat kurtarıcıdır.

İşlem ne kadar sürer:

Anjiografi hazırlık safhası 5 dakika, işlem 5-10 dakika olmak üzere toplam 10 -15 dakika sürüyor. Girilen damara baskı uygulanması ise 10-15 dakikayı bulabilir.

 

BALON VE STENT

Daralmış veya tıkanmış olan damarları açmak için yapılan işlemlerdir. Koroner anjiyoyu takiben hemen yapılabileceği gibi, böbrek hastalarında olduğu gibi bazı özel durumlarda bir süre ertelenmesi de gerekebilir. Balon stent işlemleri, hasta açısından koroner anjiyoya benzer işlemlerdir. Lokal anestezi ile yapılır. Balon stent uygulanan hasta, işlem sonrası en az bir gece hastanede kalır.

İlaçlı ya da normal stent hangi durumlarda kullanılmalı

Normal (ilaçsız ) stentler bu yeniden daralma işlemine karşı kısmen faydalı olurlar. Ama yine de hastaların yaklaşık %20-30'unda, ilk 6 ayda tekrar aynı yerde daralma durumu ile karşılaşırız. Bu ihtimali daha da azaltmak üzere ilaç kaplı stentler geliştirilmiştir. Ancak ilacın, yeniden daralma sürecinin en sık oluştuğu ilk dönemlerde salınması yeterli olmaktadır. İlaç kaplı stentlerle, yeniden daralma ihtimali belirgin olarak azalmış olup % 3-5 civarında bildirilmiştir.

Damarın ince yapılı olması, darlığın uzun olması, şeker hastalığı varlığı, tekrar daralma ihtimalinin yüksek ve aynı zamanda tehlikeli olacağı çok kritik noktalardaki darlıklar ve daha önce konulmuş bir stentin içindeki daralma gibi bazı özel durumlar haricinde, ilaç kaplı stentler normal stentlere göre bir üstünlük taşımamaktadırlar.


 

Elektrofizyoloji: Nerede ve zaman başlayacağı belli olmayan çarpıntının teşhis edilebilmesi için kullanılan ve kesin tanı koyduran bir yöntemdir. Direkt kalbin içinden elektrik kayıtları alınabilmekte ve dışarıdan bazı uyarı ve müdahaleler yapılarak ritim bozukluğunun o anda ortaya çıkması sağlanmaktadır. Ritim bozukluğu sırasında alınan kayıtlar en doğru tanıyı koydurmaktadır. Gerektiğinde ablasyon yöntemi ile bu tanılardan bazıları tedavi edilebilmektedir.

Kalp pilleri: Kalp içindeki özelleşmiş ileti sistemindeki iletiminde problem yaşanması nabzımızda çok yavaşlamaya neden olarak sağlığımızı bozabilmektedir. Yavaşlama durumlarında klasik kalp pilleri uygulanır. Kalbin ventrikül kökenli aşırı hızlanmaya neden olan ritim bozuklukları (Ventriküler taşikardi, ventriküler flattter ve ventriküler fibrilasyon) hayati risk oluşturabilmektedir. Bu tip ritim bozukluğu olan veya bu tip ritim bozukluğu için yüksek risk taşıyan durumlara sahip olan kişilerin tedavisinde ise özelleşmiş bir tür kalp cihazları olan "implante edilebilen kardiyoverter-defibrilatörler (ICD)" kullanılmaktadır. Bu tip cihazlar kalpte hayati risk oluşturabilecek bir ritim bozukluğu meydana geldiğinde özel manevralarla veya şok tedavisi ile ritmi düzeltebilmekte ve hayat kurtarabilmektedir.